1915 Çanakkale Zaferi Ve İnancı

1915 Çanakkale Zaferi Ve İnancı

İnsanımızın hayatında hangi değerlerin vazgeçilmez olduğunu hayat anlayışımızı, dünya görüşümüzü buna göre belirleme ve disipline etme inancıdır.

Çanakkale Zaferi ve İnancı; dünya tarihine “Cihan Devletini” armağan eden milletimizin “Fetih İnancıyla” kıtalar kıtalardan kıtalara “Kızıl Elma Ülküsünü, Nizam-ı Alem Davasını, İ’lay-ı Kelimetullah Aşkını” taşıma ve bayraklaştırma iradesidir.

Çanakkale zaferi ve İnancı; izzetin ve İffetin lekelenemeyeceğinin, çiğnenemeyeceğinin; vatansız bayraksız, onursuz ve bağımsız olmadan yaşanamayacağının inancıdır.

Çanakkale Zaferi ve İnancı; bir yönüyle açıdır, çiledir, gözyaşıdır, savaştır, kandır, ölümdür; Bir yönüyle mücadeledir, sabırdır, cesarettir, direnmedir ve şehadet şerbetini içebilme bahtiyarlığıdır.

Çanakkale Zaferi ve İnancı; bir yanıyla psikolojidir, sosyolojidir, felsefedir; bir yanıyla tasavvuf ve en önemlisi madde ve mananın en iyi ve en doğru biçimde sentezini yapmaya kutlu bir ışık yakan tefekkürdür. Bu açıdan vahdet ve vuslat aşkıyla kaderin ilahi hükmüne inanarak görevini en iyi biçimde yapacaksın ve sonuna kadar mücadele edeceksin.

Çanakkale Zaferi ve İnancı; kültürel değerlerimizle ve köklerimizle gerçek anlamda buluşma ve beslenmedir. Tarihin akışını, çağı ve dünyanın hakikatini bu çerçevede muhasebe etme; gelişmeleri, değişimleri, yenilikleri bu açıdan sağlıklı ve sağlam bir zemine oturtmadır. Aile, sosyal ve toplumsal hayatımızdaki çözümlerin, kırılmaların, erozyonların sebep ve sonuçlarını ciddi biçimde analiz etmenin mihenk taşıdır.

Çanakkale Zaferi ve İnancı; Isparta, Afyonkarahisar, Ankara, Erzurum, Sivas, Edirne, İstanbul, K. Maraş ve ülkemizin bütün yerleşim birimlerinde yaşayan insanların kalbine, yüreğine şahitlik yapan tarihin beyaz sayfasıdır. Bu sayfalarda yeni nesile ; “İrade nedir, inanç ve duruş nedir, mücadele nasıl verilir, direnç nasıl gösterilir?” inancının enginliği ve derinliği vardır. Şairlere ilham kaynağı olur.

Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna Yâ Rab, ne güneşler batıyor.”

“Etlerle kemiklerle örülmüştür ufuklar, Ey Akdeniz, insan ölüsünden kapımız var. Ejdersen eğer yerleri yık, ez geç. Uğrunda fakat öldüğümüz nokta; geçilmez!”

Yıl 2018 ve şimdi soralım: Çanakkale geçildi mi, geçilmedi mi? Ve nasıl, hangi alanlarda? Her 18 Mart tarihlerinde anma günleri programları yaptık, “Çanakkale’yi Geçilmez” yapan ecdadımızı övdük. Biz ne yaptık, biz? “Neler yapabilirdik, neler yapmalıydık?” Bugün, bütün bunların analizini ve öz eleştirisini ciddi biçimde yapmamanın ailevi, tarihi, kültürel bedellerini ödüyoruz. Söze gelince insanına ve milletine değer vereceksin, toplantılarda ve meydanlarda bunun edebiyatını yapacaksın ama uygulamaya gelince tarihin akışına, çağın gelişimine uygun bir şey koymayacaksın. Yapay ve suni meselelerle ortalığı toz dumana katacaksın, insanımın zamanını, enerjisini heba edeceksin. Bu nasıl bir hayat anlayışı, irade tarzı, tarih şuuru, dünyaya ve çağa bakış !…

Bizim için Çanakkale Zaferi ve inancı; hukuku, demokrasiyi, özgürlükleri, insanımızın ortak ve vazgeçilmez ortak müştereklerine uygun biçimde ve sadece kendi irademizle düzenlemektir. AB’ye girebilmek için Kopenhang kriterlerini değil, kendi değerlerine öncelik vermektir.

Bir anekdot: Savaş bütün şiddetiyle devam ederken, Mustafa Kemal dürbünüyle cepheyi gözetler ve dikkatini kurşunu yiyen askerin yere düşerken elini havada tutması, ateş kesilmeden diğer askerin konuştuğunu ve elde tutulanın yere düşürülmemesi için ölümü hiçe saydığını çeker. Ateş kesilir, cephenin teftişine çıkılır, askerlerin ellerinde tuttukları tespit edilir. Bu Kur’an’dır. Ve Mustafa Kemal düşüncelerini açıklar:

“Anladım ki cephelerde Türk askerini yendirtmeyen güç bu iman gücüdür.”

Ve Meclisimizi iyi bilen, tarihine vefayı bir erdemlilik kabul eden; samimiyetine, inancına, duruşuna, karakterine gölge düşürmeyen, çizgisinde kırıklıklar olmayan, Nizam-ı Âlem Davasının sevdalısı bir güzel insan. İlimizde verdiği bir konferansta bu anekdotu açıkladıktan sonra noktayı koyar: “Biz bu inancımızı meclisimize taşıyamadığımız için idare anlayışımızda büyük sıkıntılar yaşandı; insanımızın ve ülkemizin temel meseleleri değil, kişisel hesaplar ve ihtiraslar öne çıktı.”

Çanakkale Zaferi ve İnancı; Dünü ve tarihi iyi anlamanın, doğru değerlendirmenin, bugünümüzü açık yürekli bir biçimde sorgulamanın ve muhasebesini yapmanın, yarınlara hazırlanmanın, gelecekteki neslimiz tarafından saygıyla, sevgiyle ve hayırla anılmanın iradesi olmalıdır.

Sözlerime son verirken Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun da dediği gibi: 

“Çanakkale vatandır, Geçilmez ! 

Çanakkale topraktır, Satılmaz ! 

Çanakkale Devlettir, Kültürdür !

Çanakkale Geçilmez ve Geçilmeyecektir !”

Canları pahasına, bizlere bu cennet vatanı yurt eden ecdadımızı rahmetle, saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun. Bizler biliyoruz ki Resulullah’ın Sancağı altında bizleri bekliyorlar.

Peygamber Mekanında, Makamlarınız Cennet Olsun…

 

                                                Yasin Veli GÜRAKAR

Yazımızı sosyal medyada paylaşın:
0

3 Comments on “1915 Çanakkale Zaferi Ve İnancı”

  1. Bu muhtesem zaferin hakiki kahramanları olan Çanakkale Genel Komutanı Cevat Paşanın,yaveri Selahaddin Adil Bey’in, döşediği mayınlarla boğazı işgal güçlerine mezarlık haline getiren Nusrat Mayın Gemisi’nin kaptanı Tophaneli İsmail Hakkı Bey’in,mayıncı Yüzbaşı Nazmi Beyin velhasil jakoben tarihcilerin gormezden geldigi tum kahramanlarimizin ruhları şad olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir